ABD'den yeni gümrük vergileri: Avrupa ne yapabilir?
ABD Başkanı Donald Trump, yeni ve devasa bir gümrük vergisi paketi açıkladı. ABD’ye ithal edilen tüm ürünlere yüzde 10’luk bir baz vergi uygulanacak. Buna ilaveten, AB için yüzde 20 ve Çin için yüzde 34 gibi her ülkeye ayrı bir genel vergi oranı uygulanacak. Avrupa basını, bu darbenin ne kadar sert olacağını ve yeni vergilere nasıl yanıt verilebileceğini tartışıyor.
Karşı koy ve sonra masaya oturt
Le Figaro, kimseye faydası dokunmayacak bir ticaret savaşından kaçınmanın yollarına işaret ediyor:
“Karşıt bir güç teşkil edebileceklerin hiçbiri Başkan’ı akla davet edemedi - ne Wall Street’teki çöküş ne de bu büyük saldırıdan aslında fayda sağlaması beklenen ABD’li patronların bariz endişeleri ona engel olabildi. ... Brüksel’de derhal sert yanıt verilmesini savunanlar ile baş iş bitiriciyle müzakere edilmesinden yana olanlar arasında tartışma var. ... Çözüm ise muhtemelen ikisinin arasında bir yerde: masaya oturmadan evvel güç dengesi kurabilmek için en başta teknoloji devlerini hedef alan bir dizi yaptırım.”
AB fayda sağlayabilir
Köşe yazarı Ursula Weidenfeld, Der Spiegel'de ABD'nin izolasyon politikasının Avrupa için de fırsatlar yarattığını yazıyor:
“Nihayetinde küresel mal ticareti yeniden canlanacaktır. Zira daha verimli, dünya yurttaşlarına daha değerli mal ve hizmetler sunup daha fazla refah yaratıyor. ... Avrupa, AB içinde hizmet ticaretinin önündeki son engelleri de kaldırırsa, ekonomik çıktı 1,3 trilyon dolarlık bir artış gösterebilir. Ve eğer kıta önümüzdeki yıllarda, örneğin yeni ticaret anlaşmaları yoluyla doğacak fırsatları değerlendirirse, şu anda ABD'nin mantığına boyun eğdiğinden daha güçlü bir konuma gelebilir. Hisse senedi piyasaları aylardır bu beklentiyi yansıtıyor.”
Stres testine birlik içinde karşı koymalı
AB müzakere etmeli, diyor Corriere della Sera:
“İkilem şu ki, ABD’nin dün hem Avrupa’ya hem de dünyanın büyük bir kesimine karşı fiilen başlattığı ticaret savaşını daha da tetiklemeden nasıl makul bir yanıt verilecek? AB’nin de kendisi gümrük vergisi getirerek misilleme yapması muhtemelen en az etkili olanı. Yine de hiç değilse kısa vadede bir müzakere silahı olarak işe yarayabilir. Sözümona sömürüldüğü için kendini savunmaya çalışan ABD yönetimini müzakere masasına geri getirmek için kullanılabilecek bir yöntem bu. AB’nin bir tür stres testine maruz kaldığı ortada. Hal böyleyken birlik sergilemek gerekecek.”
Korumacılık zarar verecek
Naftemporiki'ye göre tarih bize bunun sonunun iyi olmayacağını öğretti:
“Trump’ın açıkladığı gümrük vergileri, küresel ticaret savaşına yol açan ve Büyük Buhran’ı derinleştiren 1930 tarihli ünlü Smoot-Hawley Tarife Yasası'ndan [ABD'nin 20 binden fazla ürüne uyguladığı gümrük vergilerini rekor seviyelere çıkaran federal yasa] bu yana görülmemiş seviyelere ulaştı. ... ABD Başkanı, dünya genelinde ne sonuç doğuracağı belirsiz bir korumacılık duvarı inşa ediyor; zira benzer misilleme önlemlerinin bunu takip edeceği açık. ... Ancak tarih, Amerika’nın 'vergi balyozu'nun hiçbir zaman iyi sonuç vermediğini gösteriyor. Washington ne zaman yüksek gümrük vergileri uygulasa, bunu durgunluk, krizler ve ticaret savaşları takip etmiştir.”
Brexit sağ olsun!
The Daily Telegraph, Büyük Britanya'nın AB dışında artık daha iyi bir pozisyonda olduğuna dikkat çekiyor:
“Eğer -kalmayı katı bir biçimde savunanlar gibi- hâlâ blokun ya da hatta gümrük birliğinin parçası olsaydık, derhal %20'lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya kalacaktık; bu da mevcut oranın iki katına tekabül edecekti. Şimdi AB'nin yanıtı neredeyse kesin şekilde anlamsız bir ticaret savaşı başlatmak olacak. ... AB içinde bulunsaydık, uymaktan başka seçeneğimiz kalmazdı. ... Oysa şimdi vergilerimiz %10'da kalacak ve hatta bunları daha da düşürebiliriz ya da tamamen kaldırabiliriz - AB içinse bu mümkün değil. Ve nihayetinde bu, Büyük Britanya sanayiinin artık Avrupa'nın geri kalanına karşı açık bir rekabet avantajına sahip olduğu anlamına geliyor.”
Sonuçlar enflasyonist
La Stampa, Trump'ın sert gümrük vergilerinin ABD'lilere yeni vergiler yüklemekten başka bir anlama gelmediğini söylüyor:
“Ve en kötüsü: Gümrük vergileri en çok daha az varlıklı Amerikalıları cezalandırıyor. Yalnızca hane bütçelerinde sorun yaşamayanlar daha pahalı hale gelen malları tüketmeye devam edebilirler. Hepsi bu kadar da değil: Vergiler, kendisi de gelire göre tersine artan orantılı bir vergi olan enflasyonu doğuruyor, bu da en çok ihtiyaç sahiplerini vuruyor. Dürüst olmak gerekirse: Trump da bu iki sonucun farkında. Kısa süre önce 'Başlarda biraz can yakabilir' diye itiraf etmişti. ... Mesele şu ki, yeni vergilerden, gümrük vergilerinden gelir elde etmek için yabancı mallara olan talebin düşmemesi gerekiyor.”
Ticaret savaşının arkasındaki plan
Aargauer Zeitung, Trump’ın ticaret politikasında aldığı radikal tedbirlerin ardında yatan zihniyeti şöyle açıklıyor:
“Trump yönetimi şu düşünceden hareket ediyor: Bretton Woods anlaşmaları ve kurumları, bugün Amerikan orta sınıfı önünde engel haline geldi. ABD artık bunlardan istifade etmiyor; aksine en başta da AB, Kanada, Meksika, Japonya ve Güney Kore tarafından sömürülüyor. Dolayısıyla, ‘altın çağı’ başlatmak için bu sistem yıkılmalı ve yeni bir sistem kurulmalı. Bunun için de gümrük vergileri şart. Bunlar sayesinde ABD’deki devasa tüketici pazarından faydalanmak isteyenler bir giriş ücreti ödemek zorundalar. Daha da iyisi, üretimlerini ABD’ye taşımak durumunda kalacaklarından, sayısız iyi maaşlı iş pozisyonu yaratacaklar.”
Yapısal reformlar tek başına yeterli değil
Renaissance milletvekili David Amiel ve ekonomist Shahin Vallée, Le Monde'da ekonomi savaşı yaklaşırken Avrupa'nın zayıf noktalarını aktif bir şekilde gidermesi gerektiğini belirtiyor:
“'Yapısal' denilen reformlar çok önemlidir, fakat etkileri ancak orta vadede görülebilir. Oysa tehdit çok yakın. ... Eğer yatırımlar artırılmaz ve Avrupa'da savunma ve inovasyon için -pandemi dönemindeki gibi- borçlanmaya gidilmezse, Avrupa treni ilelebet kaçırma riskiyle karşı karşıya kalabilir. ... ABD, Ukrayna meselesini ticaretle ilişkilendirerek bizi daha da zayıflatmak ve bölmek isteyecektir. ... Avrupa, güvenlik politikası düzeyinde yeni yeni açmaya başladığı gözlerini ekonomik düzeyde de hiç kapatmamalı.”